18 Mayıs 2012 Cuma
Sitene Ekle

Bir din olarak kopyalama - Kopimizm

Dijital göçmenler tarih boyunca kendilerini yeniden üreterek ölümlülüğe meydan okudular. Dijital yerliler bunu belki de aynı kaygı ile ancak farklı bir yol izleyerek sürdürüyor: Bilgiyi (dijitalleşmenin yapıtaşı olan bitleri, byteları) kopyalayarak!
Bir din olarak kopyalama - Kopimizm

İsveç’te siyasi alandaki Korsan Partisi’nden sonra şimdi de ruhani alanda Kopimizm adında bir dinin varlığı “resmen” kabul edildi. Ancak kopimizm ne kadar ruhani ne kadar dijital ne kadar siyasi bir olgu; bunu iyi değerlendirmek gerek.

Kopimizm dini, İsveç’te telif olgusuna karşı olan, bilginin kopyalanmasını destekleyen, kendi ifadelerine göre üç bin kişinin benimsemiş olduğu bir “din”. Bu dinin “ruhani lideri” felsefe öğrenimi gören 20 yaşında bir genç. Kopimizm adı da İngilizce’deki “Copy me” (Kopyalama Beni) ifadesinden geliyor.

Kopimistlerin web sitesi şu an aşırı ilgiden dolayı bakıma alınmış. Sadece temel birkaç bilgiyi açıklayan sayfalar sizi karşılıyor. Buradaki bilgilere göre Kopimizm şunları savunuyor : 

  • Bütün bilgi herkese

  • Bilgiyi aramak kutsaldır

  • Bilginin dolaşımı kutsaldır

  • Kopyalama eylemi kutsaldır

Dini tören olarak ne yapıyorlar diye sorabilirsiniz. Cevap basit : Bilgi kopyalıyorlar. O nedenle de bilgisayar klavyesinde kopyala ve yapıştır işlemleri için kullanılan Ctrl+C ile Ctrl+V tuşlamaları bu dini törenin birer parçası.

Tabii bu iki tuş çiftini kullanma bilgisi ta Windows öncesi işletim sistemi dünyası olan DOS’a kadar gider. Windows ile birlikte bu ikilinin yerini Ctrl+Insert ile Shift+Insert almıştır. O nedenle Kopimistleri aşırı muhafazakar olmakla eleştirmek de söz konusu. Dini liderlerinin yaşını baz aldığımızda çoğunlukladijital yerlilerin favorisi olacağa benzeyen kopimizm'in gidip de ancak dijital göçmenlerin anımsayabileceği tuş ikililerini kullanmaları ilginç. Gelecek on yıllarda dijital dinleri araştıracak tarihçilerin bu noktayı da atlamamalarını umuyorum.

Kopimizim'in kurucusu konumundaki Isak Gerson ile yapılan bir röportajda Kopimizm'in ölümden sonraki yaşam konusuna yaklaşımları soruluyor. Gerson, kopimizim dininin insanoğlu ile pek ilgilenmediğini, asıl ilgi alanlarının bilgi olduğunu ifade ediyor. Dijital bir ölüm sonrası yaşam olabilir mi diye sorulduğunda ise bilginin ölümsüz ancak unutulma potansiyelinin olduğu ifade edilerek, kendi içinde tutarlı bir tespitte bulunuyor: “Biz bilgiyi kopyalayarak, unutulmasını engellemeye çalışıyoruz”.

Bu aslında ölümlü olan ve ölümlü olduğunun bilincindeki yegane canlı olan insanın bu ölümlülüğe karşı geliştirmiş olduğu gündelik yaşamındaki eylemlerin bir izdüşümü olarak da değerlendirilebilir. Unutulmayı önlemek, öldükten sonra da varlığını sürdürmek. İnsanoğlu en temelde bunu kendi soyunu sürdürerek başarmaya çalışıyor. Kendi kişisel vizyonuna göre bu “eylemi” kalıcı eserler bırakmaya kadar götürebiliyor (bilimsel buluşlar yapıyor, sanat eserleri üretiyor, adını verdiği kalıcı binalar dikiyor, vb).

Dijital yerliler de bunu dijital kültüre uyarlıyor. Dijital kültürün yapı taşı olan baytların insanoğlunun algılayabileceği hale getirilmiş formu olan “bilgi”yi kopyalayarak çoğaltıyorlar.

Bilginin çoğaltılmasının tek yolu ondan bir örnek kopyalar oluşturmak değil elbette. Bilgi (yeniden) üretilerek de çoğaltılabilir. Ancak o zamana kadar boş oturmak yerine olanı kopyalamak da olumlu olarak değerlendirilebilir. Tabii bilginin kopyalanması denildiğinde akla ilk gelen telif olgusu. Gerson’un bu konuyla ilgili yorumu şöyle : “[telif haklarıyla ilgili kanunların] pek çoğundan kurtulmayı öneriyorum”.

LTE Forum 2012