Artık tüm dünyada devletlerin kamu hizmetlerine bakışı değişiyor. Elektronik yoldan vatandaşlara sunulan hizmetlerin yelpazesi genişledikçe kamu kurumları ile vatandaşlar arasındaki mesafeler de kısalıyor. Türkiye’nin e-Fatura kavramı ile tanışması aslında 2007 yılına dayanıyor. Bu dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı ile birlikte Vergi Daireleri Otomasyon Projesi’nin (VEDOP) kapsamında geliştirilen ilk e-Fatura sisteminin çalışmaları başladı. Bu sistem, bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren Cybersoft firmasının Elektronik Fatura Yönetim Sistemi (EFYS) projesine sayesinde çalışıyor. Cybersoft Proje Koordinatörü Özgür Tüfekçi EFYS’nin uygulamada e-Fatura kullanımı üzerinde çok ciddi yenilikler getireceğini söylüyor. 1998 yılında başlayan VEDOP, geçtiğimiz Mayıs ayında, üçüncü aşamasının da devreye alınmasıyla birlikte tamamlanmış oldu. Bu dev proje sayesinde Türkiye genelinde Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı toplam 1.176 birim, merkezi bir elektronik yönetim altında tam otomasyona geçti. Sadece kurum içi kullanıcı sayısı 40 binin üzerinde olan bu sistem aracılığıyla, Türkiye’deki tüm gerçek ve tüzel vergi mükellefleri artık vergi işlemlerini İnternet üzerinden yapabiliyorlar. Uzun zamandır eChallanges Konferanslarını takip eden Cybersoft adına Özgür Tüfekçi bu yıl konferansa katılacak ve bu proje hakkında bilgiler verecek.
E-teknoloji ve uygulamalarında sizce Türkiye çağın neresinde yer alıyor?
Bilgi teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşları ile kamu kurumlarının ortak çalışmaları; geçen 10-15 yıl içinde Türkiye’de çok önemli adımlar atılmasını sağladı. Özel sektör kuruluşları, bünyesi içinde teknolojiden faydalanma konusunda zaten küresel yaklaşımları daha çabuk yakalama şansına sahipti. Ancak gelişen bilgi teknolojileri sektörü ile birlikte artık kamu kurumları da çok sayıda orta ve büyük ölçekli bilgi teknolojileri projesini hayata geçirdi ve geçirmeye devam ediyor. Artık tüm dünyada devletlerin kamu hizmetlerine bakışı değişiyor. Elektronik yoldan vatandaşlara sunulan hizmetlerin yelpazesi genişledikçe kamu kurumları ile vatandaşlar arasındaki mesafeler de kısalıyor. Bugün ülkemiz de belli kamu hizmetlerinin elektronik ortama taşınması konusunda son derece başarılı örneklere sahip. Devlet, gün geçtikçe vatandaşların memnuniyetini sağlamaya yönelik yeni hizmetler üreterek; ülke genelindeki iş hacmine de büyük katkı sağlıyor. Eskiden günlerce süren evrak trafiğiyle gerçekleştirilebilen birçok işlem, şimdi aynı gün içinde tamamlanabiliyor. Cybersoft olarak bu başarı öyküsünde pay sahibi olduğumuz için biz de çok mutluyuz.
Türkiye’de e-Devlet yeterince kullanılıyor mu?
“E-Devlet” ile aslında geniş bir olgudan bahsediyoruz. Bu kapsamda, kamudan vatandaşlara hizmetler ve kamudan kamuya yapılan işlemlerini kolaylaştıran uygulamalar var. Konuyu e-Devletin vatandaşlara sunduğu hizmetler açısından değerlendirmek daha ilgi çekici olacaktır.
E-Devlet hizmetleri kapsamında kamu sektörü için gerçekleştirdiğimiz çok sayıda proje olmasına rağmen, Türkiye’de e-devletin geldiği noktayı biz, neredeyse firmamızla yaşıt sayabileceğimiz ve Cybersoft olarak altına imza atmaktan büyük gurur duyduğumuz Vergi Daireleri Otomasyon Projesi’nin (VEDOP) gelişimi ve ülkemize kattıklarıyla birlikte ele alıyoruz. 1998 yılında başlayan VEDOP, geçtiğimiz Mayıs ayında üçüncü aşamasının da devreye alınmasıyla birlikte tamamlanmış oldu. Bu dev proje sayesinde Türkiye genelinde Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı toplam 1.176 birim, merkezi bir elektronik yönetim altında tam otomasyona geçti. Sadece kurum içi kullanıcı sayısı 40.000’in üzerinde olan bu sistem aracılığıyla, Türkiye’deki tüm gerçek ve tüzel vergi mükellefleri artık vergi işlemlerini İnternet üzerinden yapabiliyorlar. Türkiye’de vergiyle ilgili her şey doğrudan ya da dolaylı olarak bu sistemin parçası haline geldi. VEDOP kapsamında sunulan hizmetlerin çeşitliliğiyle bir yanda, vatandaşların önündeki bürokratik zorluklar en aza indirilirken, diğer yanda vergiye gönüllü uyum da büyük ölçüde artmış durumda. Zaten projenin temel hedefi de bunu sağlayabilmekti ve VEDOP bu konuda hem ülkemiz, hem de şirketimiz adına çok değerli bir başarı öyküsü oldu.
eChallenges 2009 Konferansı’nda tanıtacağınız e-Fatura sistemi nasıl ortaya çıktı?
Türkiye’nin e-Fatura kavramı ile tanışması aslında 2007 yılına dayanıyor. Bu dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı ile birlikte VEDOP kapsamında geliştirdiğimiz ilk e-Fatura sisteminin çalışmaları başladı. Bizim Konferans’ta detayları ile sunacağımız Elektronik Fatura Yönetim Sisteminin (EFYS) temelinde de bu çalışma var. Ancak EFYS, uygulamada e-Fatura kullanımı üzerinde çok ciddi yenilikler getirecek.
Projenin getireceği bu yenilikler nelerdir?
Bugün ülkemizde telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren beş büyük firma tarafından kullanılmakta olan e-Fatura sistemi, faturaların kağıt olarak üretilen birinci kopyalarının; göndericiden alıcıya güvenli bir şekilde ve e-imzalı olarak iletilmesi ve ikinci nüshalara ait belli bilgilerin de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın veritabanında saklanması üzerine kurulu. Dolayısıyla bu sistem daha ziyade bir “e-fatura kayıt sistemi” olarak düşünülebilir. İlk aşamada bu altyapının geliştirilmesi ile Türkiye’de e-fatura konusunda gerek yüksek sayıda fatura düzenleyen kurum ve kuruluşlar; gerekse de vatandaşlarımız arasında önemli bir farkındalık oluştu. Konferans’ta detaylarını aktaracağımız ikinci aşama, yani EFYS ile belirlenen hedef ise; bu sistemi evrensel bir finansal mesajlaşma protokolü ve standart bir veri aktarım modeli ile birlikte geliştirerek; “ikinci nüsha”ları tamamen ortadan kaldırmak. Göndericiden alıcıya giden mesaj paketleri içerisindeki faturalara ait gerekli tüm bilgiler, mesajlar Gelir İdaresi Başkanlığı üzerinden geçtiği için İdare tarafından otomatik olarak saklanacak. Böylelikle, her iki taraf için de faturaları kağıt ortamında saklama ve gerektiğinde ibraz etme mecburiyeti sona erecek. Kanuni düzenlemelerin de tamamlanması çok yakın bir tarihte faturalara ait elektronik kayıtlar Vergi Usul Kanunu başta olmak üzere ilgili tüm kanunlarımız nezdinde geçerli ve yeterli olacak.
Böyle bir projenin önemi nedir?
Türkiye’de her yıl ortalama 444 milyon 600 bin fatura, kağıt ortamında oluşturuluyor. Birinci ve ikinci kopyaların basılması, dağıtılması ve saklanmasına ait toplam maliyet ise yılda yaklaşık 244 milyon 530 bin TL’yi buluyor. Faturaların yazdırılması, saklanması ve postalanmasına ilişkin maliyetlerde dikkate alındığında, toplam maliyetin katlanacağını tahmin etmek zor değil. Bu maliyetin düşürülmesi hepimiz açısından büyük önem taşıyor. Elektronik Fatura Yönetim Sisteminin önemi ve temel amacı da bu yükü hem devlet, hem de vergi mükellefleri için olabildiğince azaltmak ve faturalama işlemlerini kolaylaştırmak olarak özetlenebilir. Küresel açıdan bakıldığında da bu ve benzeri akımlarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Günümüzde dünya, hem küresel mali krizin hem de küresel ısınmanın etkisi altında. Dolayısıyla bu konuda hem ekonomik açıdan, hem de ekolojik açıdan tatmin edici çözümler bulmak zorundayız. “Zorundayız” diyorum; çünkü biz bunu aynı zamanda bir sosyal sorumluluk olarak da görüyoruz. Cybersoft’un Ar-Ge projelerinin birçoğu da yine bu temele dayanıyor. Geçtiğimiz aylarda Ankara’da kamu kurumları, özel sektör ve akademik kuruluşların temsilcilerinin katıldığı bir organizasyon ile tanıtımını gerçekleştirdiğimiz Elektronik Doküman ve İş Akış Yönetim Sistemimiz “Hypatia” da aynen EFYS gibi “kağıtsız ofis” temasını temel alıyor. Bu sayede biz de, müşterilerimize teslim ettiğimiz her ürünle aynı zamanda çok sayıda ağacın da yerinde kaldığını bilmenin huzurunu yaşıyoruz.
E-teknoloji ve uygulamalar konusunda toplumsal bilinç ve gelişim için neler yapılmalıdır?
E-Devlet, bilgi teknolojilerinin kullanımı sayesinde, bilgi toplumunun ihtiyaçlarına cevap verebilecek, vatandaşı ve kurumları (özel ve/veya kamu) ile elektronik ortamda iletişimde bulunarak verimliliği, şeffaflığı ve kalkınmayı sağlayacak bir yeniden yapılanma modeli olarak tanımlanmaktadır. Bu şekilde değerlendirildiğinde iki unsur ön plana çıkmaktadır. Bilgi teknolojileri uygulamaları niteliksel ve niceliksel olarak artırılmalı ve toplum içerisinde tüm kesimler tarafından kullanımı desteklenmelidir. Bilgi teknolojileri uygulamalarının niteliksel ve niceliksel olarak artırılması bu teknolojilerin baş tedarikçisi olan özel sektörün de desteklenmesini gerektirir. Yazılım sektörü özelinde kamu tedarik yöntemlerinin iyileştirilmesi, salt maliyet odaklı olmayan, ürün/hizmet niteliklerinin de değerlendirildiği bir yaklaşım izlenilmesi başarılı, zamanında tamamlanan kamu bilgi teknolojileri projelerinin sayılarını artıracaktır. Bu bağlamda, farklı amaçlarla kurulmuş kamu kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında bulunan hizmet işlerinde özel sektörle rekabet girmesi ve hatta doğrudan teminle kamudan iş alması, sektörün gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Ne yazık ki hazırlanan “E-Devlet Ve Bilgi Toplumu Kanun Tasarısı Taslağı” bu görüşü destekler niteliktedir. Diğer birçok teknolojiden farklı olarak, e-Devlet, e-ticaret, e-eğitim gibi alanlarda üretilen teknolojinin hedef kitlesi toplumun tamamıdır. Bu nedenle, bu alanda geliştirilen proje ve ürünler ancak toplumun tüm kesimleri tarafından kullanıldıkları durumda anlam kazanırlar. Özellikle son on yıl içerisinde, Türkiye’de geliştirilen “e” uygulamalar sayesinde, toplumumuz bu alandaki gelişimi pratik biçimde kullanmaya başladı. Bu hizmetlerin altyapı, soyso-ekonomik durum ve eğitim eksikliği nedenleriyle toplumun bütününe yayıldığını henüz söyleyemesek de gelişim hızımız ile bu mesafeyi yakın gelecekte kapatacağımıza inanmaktayız. 2010’da 15. kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız Cybersoft’un kapısından çalışanlarımızın her sabah keyifle girip; günün sonunda faydalı şeyler üretmenin huzuruyla çıkmaları da bizim için bunun en büyük kanıtıdır.