Sağlık sektöründe rekabetçiliğin anahtarı BİT
Sağlık, bir ülkenin en stratejik alanlarından biri. Bir devletin sunacağı sosyal hizmetlerin başında iyi bir sağlık hizmeti sunulması geliyor. Bunun sağlanması ise artık bilgi ve iletişim teknolojilerinin iyi kullanılmasıyla birebir ilgili, çünkü milyonlarca hastanın klinik, idari ve mali verisini yönetmek için bilgi ve iletişim teknolojilerinden başka bir yol şu an için yok. Hem hastane hem de ülkeye rekabetçilik anlamında büyük katkı sağlayacak olan sağlık bilişimi ürünlerinin rekabetçiliğe katkısını Tıbbi Görüntüleme Teşhis ve Tedavi Teknolojileri Derneği (TIPGÖRDER) Sağlık Bilgi Teknolojileri Çalışma Grubu Başkanı Dr. Alper Alsan ile konuştuk.
Sağlık sektöründe, bilgi ve iletişim teknolojilerinin önemi çok büyük. Öyle ki artık tüm ulusal sağlık sisteminin omurgasının, bilgi ve iletişim teknolojileri olduğu söylenebilir. Bu sistemler iyi çalışıyorsa hastaneler de daha iyi ve verimli çalışıyor, hastaneler iyi çalışınca ulusal sağlık sistemi de daha iyi işlemeye başlıyor. Bunun için ise belli miktarlarda yatırım gerekiyor elbette. Gelişmiş ülkelerde sağlık sektöründe bilişim yatırımı toplam yatırımın yüzde 3’ünü oluşturuyor. Bu oran Türkiye’de neredeyse binde değerlerle ifade ediliyor. Her ne kadar dünya çapında hastaneler varsa da genel olarak henüz sağlık bilişimine yatırım gereken düzeyin çok altında.
Bu konuda bir başka sorun da sağlıkta bilişim teknolojilerinden henüz istenilen verimin alınamaması. Aslında dünyada hiçbir ülke, sağlık alanındaki sorunlarını tam çözebilmiş değil. Dünya, bu aralar sağlıkta bilişimi verimli kullanmanın yollarını arıyor. Türkiye, sağlık sektörüne yatırımda 2003’ten beri bir yükseliş gösteriyor. Ancak henüz sağlık alanında bilişime yaptığı binde oranlarında yatırımlarla beklenen seviyenin çok altında. Oysa bilgi ve iletişim teknolojileri, sağlık sektöründe rekabetçilik ve inovasyon için bir ön koşul.
Sağlık sektöründe bilişim kullanımı sağlıkta tüm aktörlerin hayatını kolaylaştırıyor. Artan nüfus, sayısı her geçen gün yükselen teşhis ve tedavi verileri, artık sağlık kurumlarının manuel olarak veya basit tablolama yazılımlarla yönetilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Tıbbi Görüntüleme Teşhis ve Tedavi Teknolojileri Derneği (TIPGÖRDER) Sağlık Bilgi Teknolojileri Çalışma Grubu Başkanı ve Siemens A.Ş. Sağlık Sektörü Sağlık Bilgi Teknolojileri İş Birimi Yöneticisi Dr. Alper Alsan sağlık sektöründe Türkiye’nin rekabetçiliği için bilgi ve iletişim teknolojilerinin küresel standartlar ve bu standartlar ile oluşturulmuş ama yerel ihtiyaçları da göz önüne alan profiller çerçevesinde kullanılmasının şart olduğunu ifade ediyor. “Hastaneler dünyanın en karmaşık organizasyonlarıdır” diyen Alsan, bir hastanenin kurum, işletme ve bina olarak son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğu için yönetiminin de bir o kadar zor olduğunu ve pek çok hastanenin gerektiği kadar verimli kullanılmadığını söylüyor.
Alsan, sağlıkta bilişimin 4 açıdan verimliliği beslediğini ifade ediyor. “Birincisi hastane yöneticileri sağlıkta bilişim teknolojileri ile kurumlarının ne kadar verimli ya da verimsiz yönetildiğini çok rahat takip eder. İkincisi başhekimler, sağlık personelinin, doktor ve hemşirelerin klinik iş akışlarında nasıl çalıştığını ve nasıl çalışması gerektiğini bilgi teknolojiler sayesinde görebilir. Doktor ve hemşireler ise bu sistemler sayesinde günlerini verimli kullanarak hastalara daha kolay hizmet götürebilir. Ayrıca BT çalışanları bu sistemler sayesinde BİT bütçelerini kurumlarına en yüksek faydayı sağlayacak şekilde yatırıma dönüştürerek kendilerinden bekleneni yapabilme şansını bulurlar. Elbette bu sonuçta hasta vatandaşın en iyi hizmeti en hızlı şekilde almasına yardımcı olur. Bunu bir bütün olarak düşündüğümüzde ise ulusal sistemin iyi çalışması da elbette kurumların iyi çalışması ile ilgilidir” diyor.
Alsan’a göre, Türkiye’nin bu alanda 3 açıdan harekete geçmesi gerekiyor. Birincisi sağlık personelinin sağlıkta bilişim teknolojilerinin kullanımı açısından eğitilmesi gerekiyor. Hatta bu eğitimlerin tıp eğitiminin standart bir parçası haline gelmesi şart. Üniversitede tıp ve sağlık hizmeti alan insanların, aynı anda bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanma yetkinliğine ulaşması şart.
Küresel standart ve profillerden yararlanan ulusal profillerin olması şart
Bu alanda yapılması gereken bir diğer girişim ise Alsan’a göre sağlıkta kullanılan bilişim teknolojilerin belli standartlar çerçevesinde kullanılması ve üretilmesi. Alsan “Bilgi ve iletişim teknolojilerin sağlıkta kullanılmasıyla ilgili uluslararası standartlar mevcut. Bu standartları iyi inceleyip, en iyi şekilde uygulayıp, geliştirmemiz gerekiyor” diyor.
“Eğer kendimiz sıfırdan bir sistem kurmaya kalkarsak bu hepimiz için hem zor hem de çok uzun bir süreç oluyor. Üstelik bu sefer sistemlerin “birlikte çalışabilirlik” ilkesine göre geliştirilmeleri de mümkün olmuyor” diyen Alsan, üçüncü olarak kamu alanında da yapılması gerekenler olduğuna dikkat çekiyor. Alsan “Bu işin kamusal olarak etkin şekilde kurallarının yazılması lazım. Regülasyonların, kanunların, kararname, yetkilendirmelerin kamu tarafından hazırlanırken, uluslararası standartları yakalayan bir yapıda oluşturulması gerekir” diyor.
Sağlık sektöründe standartların yakalanması için öncelikle tedarikçilerin bu konuda farkındalığının olması gerekiyor. Sağlık sektörüne hizmet veren yaklaşık 70-80 tane firma var ve bu firmaların büyük bir kısmı standartlara uygun ürünler sunamıyor. Üstelik klinik faydalar yerine sadece fiyat konusunda rekabetçilik artınca sektör kendini geliştirmekte güçlük çekiyor.
Oysa sağlık kurumları kadar sektörde bulunan tedarikçi firmaların da uzun vadede rekabetçiliği sürdürmesi için bu standartları ve profilleri kullanması önemli. Alsan “Biz Siemens olarak uluslararası standartlara uygun yazılım ve donanım tedariki yapıyoruz. Ancak sektördeki diğer firmaların da bu alanda güçlü olması için bu şekilde davranması gerekiyor. Rekabetçilik bizim için önemli, çünkü rakiplerimizin güçlü olması bizim de güçlü olmamızı ve sürekli kendimizi geliştirmemizi sağlayacak” diyor. Alsan’a göre pazar dinamikleri şu anda pek iyi yönde değil, standartlar genel kullanımda olmadığı için hizmet kalitesi istenilen düzeye çıkarılamıyor. Bir üst seviyeye çıkabilmek için ise sektörde ortak hareket etmek gerekiyor.
Sağlık sektöründe bilişim teknolojileri, hastanelerin rekabetçiliği açısından son derece önemli. Çünkü hastaneler bu sayede iş akışlarını iyileştirerek verimliliği artırıyor, maliyet avantajı sağlıyor. Kaliteli hizmet verdikleri için, hasta memnuniyeti de artıyor. 10 sene sonra bile, istediği hastanın verisine kolayca ulaşma imkanına sahip oluyorlar. Bu hem hasta hem doktor için son derece avantajlı bir uygulama. Ayrıca bilgi teknolojilerinin sağlık sektörüne etkisi sağlık turizmine de olumlu yansıyor ve Türkiye bu alandan daha iyi faydalanma imkanı buluyor. Sağlık turizmi de gittikçe büyüyen bir pazar ve İngiltere gibi sağlık alanında kötü örnekler bu alanda Türkiye’nin önemini arttırıyor.
Yazılım değer algılaması hala düşük
Alsan, Türkiye’de sağlık sektöründe yazılımın değer algılamasının çok düşük olduğunu, yazılımı genellikle donanımla birlikte bedava verilen bir ürün olarak görüldüğünü söylüyor. Oysa asıl katma değeri yazılımlar sağlıyor. Bazı hastaneler, yazılım kullansalar da bu yazılımlar basit muhasebe veya otel yazılımlarının ötesine geçmiyor. Bu yazılımlarla hastanın girdiği, çıktığı tarihler ve faturalar takip ediliyor. Oysa artık tüm teşhis ve tedavi yöntemlerinde bilgi teknolojilerini kullanmak, bu verileri saklamak ve doğru şekilde kullanmak mümkün. Yazılımın asıl katma değeri, bu şekilde tüm verileri sakladığı ve işlediği zaman ortaya çıkıyor. Bu sistemler entegre yazılımlardan oluşuyor ve hastanenin tüm işlemlerini otomatize ediyor. Bu klinik süreçlerle, idari ve mali işlemlerle entegre edildiği zaman hastane yönetimi her açıdan daha verimli yapılıyor. Özelikle Hastane Bilgi Sistemleri (HBS), bir bireyin bütün sağlık kaydının tutulmasını kapsıyor.
Türkiye bu entegre sistemlerin kullanılması konusunda 2003 yılından bu yana büyük yol aldı ancak Tıp Bilişim Derneği (TBD)’nin bir araştırmasına göre hastanelerin sadece yüzde 16’sı bu yazılımları belli bir verimin üzerinde kullanıyorlar. Alsan bu sistemleri üretirken önemli olan bir başka konuya değiniyor. Bu da bu sistemlerin kullanıcı dostu olması. Yani doktor ve hemşirelerin sistemi kolay ve çabuk kullanması. “Bir yazılım kullanılırken, doktorun ona harcadığı vakit hastaya ayırdığından fazla olmamalı, bu neden yazılımlar doktor ve hemşire dostu olmalı, doktor hastadan vakit çalarak bu yazılımları kullanıyorsa bu yazılımlar verimli sayılmaz” diyor.
“Sağlık bilişimi için halen insan kaynağının yetkinliği konusunda da sıkıntı var” diyen Alsan, TIPGÖRDER olarak bu alanda çeşitli çalışmalar yürüttüklerini söylüyor. “Mesela radyoloji alanında görüntüleme sisteminde herkesin DICOM (The Digital Imaging and Communications in Medicine) standardını kullanması için çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü DICOM medikal görüntünün klinik olarak en iyi şekilde işlenmesini sağlayan standart. Bu standart yerine JPEG kullanıldığı zaman teşhiste hata yapma olasılığı yükseliyor ve hasta güvenliği açısından riskler oluşuyor.” diyen Alsan, yanlış teşhis durumunda kimin sorumlu olacağına dair de kesin bir prosedür olmadığını söylüyor.
Siemens, uzun yıllardır sağlık sektörüne yazılım ve donanım hizmetleri sunuyor. Tüm dünyada binlerce sağlık kurumuna hizmet veren firma, Türkiye’ye de uluslararası standartlara ve profillere uygun ürün ve hizmetler sağlıyor. Siemens, ağırlıklı olarak, görüntüleme cihazları, sistemleri ve çözümleri üzerine ürünlere sahip. MR, BTS, Ultrason cihazları, XR cihazlar gibi donanımların yanında ise çok geniş bir yazılım ürünü portföyüne sahip. Aslında Siemens’in sağladığı asıl katma değer bu yazılımlarla ilgili. Hastanelerin yönetilmesini sağlayan Hastane Bilgi Sistemi (HBS), Radyoloji Bilgi Sistemleri (RBS) ve Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemleri (PACS), Siemens’in sağlık bilgi teknolojileri alanında en önemli ürünleri arasında yer alıyor. HBS’ler bir hastaneye optimize maliyetlerle klinik iş akışları işletme ve sağlık hizmeti sunma olanağı sağlıyor. Ayrıca hem hastane içinde hem de hastane dışında çalışılmasını ve medikal görüntülerin arşivlenmesini sağlayan görüntü ve bilgi yönetim sistemleri (RBS ve PACS) de Siemens’in diğer ürünleri arasında. Bu ürünler dışında Siemens’in çözümler dediği bazı çalışmaları da var. Kurum, Siemens Akademi adı altında özellikle sağlık sektöründeki karar vericilere seminerler düzenliyor, yeni ve mevcut hastaneler için genel danışmanlık sunuyor ve birden fazla marka cihaza servis hizmeti sağlıyor.
Siemens sağlık BİT’nin sağladığı faydalar:
- Kaçınılabilir ilaç tedavisi hatalarının %42 azaltılması
- Hastanede kalma süresinin %14.8 azaltılması
- Tüm sistemlerde tek arayüz kullanımından dolayı eğitim ihtiyacının azalması
- Kesintisiz iş akışları