18 Mayıs 2012 Cuma
Sitene Ekle

İnovasyonun sınırlarını yeniden tanımlamak

Bilgi yoğun hizmetler sektörü ve inovasyon ilişkisini, doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki boyutta incelemek daha doğru olur. İlk boyut, bilgi-yoğun hizmetler sektöründeki işletmelerin katma değer yaratmak üzere yeni ürün ve hizmet geliştirmelerini içerir. Ancak esas ilginç olan ikinci boyut, yani bilgi yoğun hizmetler sektöründeki işletmelerin sağladığı hizmetler vasıtasıyla, diğer sektörlerdeki inovasyona ortam sağlamaları ve kimi durumlarda yön vermeleri.
İnovasyonun sınırlarını yeniden tanımlamak

Günümüzde geçerli olan endüstriyel gruplamalara göre Ar-Ge hizmetleri, yönetim danışmanlığı, bilgi ve iletişim hizmetleri, insan kaynakları yönetimi, hukuk danışmanlığı ve pazarlama gibi hizmet sektörü grupları, bilgi-yoğun hizmet sektörünün özünü oluşturmakta. Son 20 yılda bilgi yoğun hizmet grupları, ekonominin ana dayanaklarından biri haline dönüşerek, hem istihdam hem de üretim bakımından endüstri sektöründen daha önemli bir konuma ulaştı. Bugün pek çok gelişmiş ülkede ekonominin yüzde 40 ila yüzde 50’sini bilgi-yoğun hizmetler sektörü oluşturuyor ve bu oran her geçen yıl giderek artıyor. 

Bilgi yoğun hizmetler sektörü ve inovasyon ilişkisini, doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki boyutta incelemek daha doğru olur. İlk boyut, bilgi-yoğun hizmetler sektöründeki işletmelerin katma değer yaratmak üzere yeni ürün ve hizmet geliştirmelerini içerir. Ancak esas ilginç olan ikinci boyut, yani bilgi yoğun hizmetler sektöründeki işletmelerin sağladığı hizmetler vasıtasıyla, diğer sektörlerdeki inovasyona ortam sağlamaları ve kimi durumlarda yön vermeleri. Bankacılık ve finans sektöründen inovasyon örnekleri ile bu konuyu biraz daha açalım. Bilgi-yoğun işletmeler diğer sektörlerdeki işletmelerin inovasyon sürecini dolaylı olarak etkilerken üç şekilde konumlanabilir:

  • İnovasyon ve Ar-Ge ana yüklenicisi konumu: Bilgi-yoğun hizmet sağlayan işletmeler kendi içinde ya da başka bir işletmedeki Ar-Ge faaliyetlerini bizzat yürütebilir. Bankacılık sektöründe, tüketicinin teknolojiyle tanışmasındaki dönüm noktalarından birisi 1980’lerde yaygınlaşmaya başlayan para çekme makineleridir. ATM’lerin geliştirilip yaygınlaşmasında, IBM, NCR ve AT&T tarafından üretilen para çekme makinelerinin katkısı yadsınamaz. Bu durumda bankacılık sektörü, teknoloji ürünleri üreten işletmelerden teknolojik destek almıştır. Para çekme makinelerinin yazılımı ve teknolojik altyapısı ilk etapta bankacılık sektörü dışında gelişmiş, ancak daha sonra teknolojinin artan önemi bankaların bilgi-işlem birimleri kurmasına yol açmış ve bankacılık sektöründeki diğer bilgi-yoğun inovasyonlara ortam hazırlamıştır.
  • İnovasyonu destekleyici rolü: Bilgi-yoğun işletmeler, diğer işletmelere teknolojik destek sunarak da inovasyona destek olabilir. Bankacılık sektörünün teknolojik evriminde diğer bir dönüm noktası olan e-bankacılık hizmetleri buna en güzel örneği oluşturuyor. İlk etapta, bilgi tabanlarının kurulması ve sistemin işlemesi, bilgi-işlem işletmelerince sunulan bir hizmetti. Ancak tüketiciye sağladığı kolaylık, bankacılık işlemlerinin hızlıca gerçekleştirilebilmesi ve bankalara sağladığı maliyet avantajları nedeniyle sanal bankacılık hizmetleri her geçen gün gelişerek fiziksel bankacılığın önüne geçti. Teknolojideki gelişmelerle beraber hemen hemen her banka bilgi-işlem merkezleri aracılığıyla e-bankacılık hizmetleri sunmaya başladı. Avrupa’nın bazı ülkelerinde para çekme ve havale gibi bir takım bankacılık hizmetleri sadece e-bankacılık üzerinden yapılmakta ve sadece e-bankacılık üzerinden yapılan işlemlere her geçen gün yenileri eklenmekte. Bankalar, sektördeki teknolojik bilgi-yoğun işletmelerden hala bazı konularda danışmanlık hizmeti almakta (örneğin sistem güvenliği).
  • Bilgi taşıyıcı ve inovasyon ortamı sağlayıcı rolü: Bilgi-yoğun işletmeler pek çok sektörde yukarıda açıklamaya çalıştığım iki şekilde konumladığı için bu sektörler hakkında ilk elden bilgi sahibi olmaktadır. Bu bilgi doğrudan ya da dolaylı yollarla diğer işletmelere aktarılarak, diğer sektörlerde inovasyona yol açabilir. Tüketici davranışları, tüketim kalıpları ve sürdürülebilir tüketim ile ilgili araştırmaların ve deneyimlerin çoğu dolaylı yollardan finans sektörüne ulaşmış ve Türkiye’de başarıyla uygulanan kredi kartına taksit uygulamasına temel teşkil etmiştir. Finans sektöründeki pek çok yeni uygulama, bilgi ağlarından süzülen ve ilk bakışta çok da önemli görünmeyen bilgilerden faydalanmaktadır.

Bilgi-yoğun hizmetler sektörüne yönelik teknoloji politikası ne yazık ki sektörün gelişme hızına ayak uyduramamıştır. Bunun ana nedenlerinden birisi, hizmetler sektöründeki yenilik faaliyetlerinin ölçülmesini çok zor olmasıdır. Hem OECD hem de Avrupa Komisyonu bu eksikliği gidermek için ülke örneklerini inceleyerek sektörün profilini çıkarmayı amaçlayan araştırmalar yapmış ve bu çabalar sektöre yönelik teknoloji politikasının şekillenmesine katkıda bulunmuştur (Bu konuda daha geniş bilgi OECD tarafından 2006 yılında hazırlanan “Innovation and Knowledge-intensive Service Activities” adlı yayında bulanabilir).

Türkiye’de bilgi-yoğun sektöre özel politika geliştirmek için ilk etapta yapılacak iki şey var: geniş inovasyon tanımını benimsemek ve bilgi-yoğun sektörün nasıl işlediğini kavramak. Hizmetler sektöründeki yenilik faaliyetleri, standart inovasyon tanımının sınırlarını zorlamakta. Bu nedenle inovasyon tanımını esnek tutmakta fayda var. Bundan sonra bilgi-yoğun işletmelere yönelik çeşitli politika araçları geliştirilebilir. Politika geliştirirken bir kaç hususa dikkat etmek gerekiyor. Politika araçları bilgi-yoğun sektör gibi değişken olmalı ve yeniliklere çabuk uyum sağlayabilmeli. Son yıllarda doğrudan işletmeleri hedef alan araçlardan öte, sektörün gelişimini ve etkinliğini artırmaya yönelik politikalar önem kazanmaya başladı. Politika araçları gittikçe bilgi-yoğun hizmetler sektörünün, bilgi taşıyıcı ve inovasyon ortamı sağlayıcı rolüne odaklanmaya başladı.

Üretim ve tüketim kalıplarından, işgücü piyasasındaki hareketlere kadar pek çok ekonomik olgu iki önemli gelişmeden etkilenir oldu. Bunlardan ilki katlanarak artan bilgi haznesi. Dar olarak nitelendirebileceğimiz sektörler ve uzmanlık alanlarında bile o kadar çok bilgi üretiliyor ki, uzmanlaşma alanlarımızı daha da daraltmadan bu bilgi yoğunluğu ile mücadele etmemiz pek mümkün gözükmüyor. Bu da işgücünün giderek artan oranda uzmanlaşmasına yol açıyor. Ekonomik yapıyı etkileyen ikinci önemli etmen iletişim teknolojilerinin yol verdiği küreselleşme ve dünya üzerindeki ekonomik yapının giderek artan ölçüde entegrasyonu. Bu iki gelişme bilgi-yoğun hizmet sektörünün önemini daha da artıracağa benziyor. 

LTE Forum 2012
GÜNÜN DİĞER HABERLERİNDEN
Akıllı telefonlarda artık daha fazla uygulama var