18 Mayıs 2012 Cuma
Sitene Ekle

Bilişim teknolojilerinde yeşil devrim

Hayatımızın bir parçası haline gelen Bilişim Teknolojileri (BT), enerjinin daha verimli kullanılabilmesi için önem taşıyor. Günümüzde pek çok makinada, evde, iş yerinde ve fabrikada enerji kullanımı, BT vasıtasıyla kontrol ediliyor (örneğin, BT kontrollü ısı merkezleri, ışığa duyarlı sokak lambaları, akıllı enerji ve su sayaçları ve akıllı binalar). Bu uygulamalar büyük ölçüde enerji tasarrufu sağlıyor.
Bilişim teknolojilerinde yeşil devrim

Ancak BT’nin kullandığı enerji de hatırı sayılır boyutlara ulaştı. Öyle ki, veri depolama merkezlerinin ve sunucuların neden olduğu karbon dioksit (CO2) salınımları, bazı ülkelerin toplam CO2 salınımları ile karşılaştırılmaya başlandı. Dünyadaki bilgisayarların kullandığı enerji, toplam enerji tüketimizin yüzde 10’una denk gelmekte. BT en az havacılık endüstrisi kadar CO2 salınımına yol açmakta. BT’in üretiminde kullanılan çeşitli maddelerin çevreye verdiği zarar ve diğer dolaylı enerji talebi yaratan etkenler bu hesaplamalara dahil bile edilmiyor.

İşte bu nedenle sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda, BT’nde de yeşil devrime ihtiyaç duyulmakta. Sosyal sorumluluk hissiyle yetişmiş BT profesyonellerinin iş başına gelmesiyle bunun kısmen başladığını söyleyebiliriz. Hatta enerji tasarrufu konusunda, şirketlerin BT yöneticilerinin karar almasını kolaylaştıran yazılımlar bile mevcut (örnek, “Going Green Impact Tool”). Green İnternet, Green500 listesi ve pek çok bilgisayar ve yazılım firmasının katılımı ile kurulan Green Grid bu amaca hizmet eden fikir ve oluşumlara örnek gösterilebilir. Bu ayki yazım Avrupa Enformatik ve Matematik Araştırma Grubu’nun “Green ICT” başlıklı Ekim 2009 özel sayısından bir çok alıntı içeriyor. Konuya ilgi duyanlar için ilginç bir kaynak olduğunu söyleyebilirim (http://getir.net/wub).

BT’nden enerji kullanan diğer araç ve gereçlerin enerji etkinliğini artırmak için yararlanıyoruz. Bugün pek çok makina, ev ve fabrika enerji verimliliğini kontrol eden elektronik aygıtlarla donatılmış durumda. En basitinden örnek vermek gerekirse, kombi ya da ısı kazanları, oda içi ve dışı sıcaklığa göre yanmak üzere programlanabiliyor. Pek çok apartmanda aydınlatma harekete duyarlı sensörler tarafından kontrol ediliyor. Daha karmaşık ihtiyaçlar için bilgisayar sistemleri ile kontrol edilebilen ve simulasyon uygulamalarına dayanan aygıtlar geliştirilmekte. Örneğin, Avrupa Birliği ENERPLAN projesi, BT kullanarak suyun debisi, derinliği, rüzgarın hızı gibi pek çok parametre kullanıp, enerji tasarrufu sağlayacak yeni ulaşım rotaları hesaplamayı amaçlıyor. Bu yolla CO2 salınımlarını 2020 yılına kadar %20 düşürme hedefine önemli bir katkı sağlanacağı düşünülüyor. Enerji verimliliği konusunda esas önemli kazanımlar, akıllı sistemlerin de enerji tükettiği gerçeğinden hareket ederek, enerji-tasarruflu sistemler tasarladığımız zaman ortaya çıkacak.      

Yeşil devrim bağlamında BT’nin enerji verimliliğini artırmak ana amaçlardan biri. Şu ana kadar teknolojik ilerleme, veri yoğunluğunu kaldırabilecek daha fazla işlemci gücü sunmaktan öteye geçemedi. İnternet üzerinden video ve ses paylaşımı bizlere elbette büyük kolaylık ve olanaklar sağlıyor. Ancak bundan kaynaklanan veriyi işlemek ve depolamak milyarlarca dolarlık enerji maliyetini de beraberinde getiriyor. 2000 ve 2005 yılları arasında sunucuların enerji tüketimi ikiye katlandı. Youtube ve benzeri web ve bilgisayar uygulamaları, sunucuların enerji tüketimlerini daha da arttırmakta. Sonuçta işlenen veri enerji tüketimi ile doğru orantılı. Örneğin, dizüstü bilgisayarımda e-posta, internet ve diğer basit işlemler yaparken, pil 6 saatlik enerji sağlayabiliyor. İstatistik programları ile karmaşık hesaplamalar yaptığımda bu 4 saate; film izlediğimde ise 2 saate kadar düşebiliyor. Artık enerji verimliliğini ön plana çıkarırken, işlemci kapasitesinden ödün vermeyen teknolojiler tasarlamak zorundayız. Örneğin İsviçre’de, çok basit bir fikirden yola çıkarak bir veri depolama merkezi tasarlanmış. Veri depolama merkezlerindeki enerji tüketiminin yarıdan fazlası soğutma mekanizmaları kaynaklı. Günümüzdeki tasarım, soğuk hava ile soğutma üzerine kurulmuş (örneğin bilgisayarınızdaki fanlar). Yeni tasarlanan sistem soğuk su ile soğutma üzerine kurulmuş. İşlemcilerin etrafına temas edecek şekilde yerleştirilen su borularından geçen su işlemcilerin fazla ısınmasını önlediği gibi, ısınan su da bina ısıtmasında kullanılılarak dahiyene bir sistem tasarlanmış (Hatta sistemin nasıl çalıştığını gösteren videoyu bu adreste izleyebilirsiniz: http://getir.net/wu9).

Tabana yayılan bir devrimin başarılı olması daha muhtemel. Bu yüzden teknolojiyi kullananları enerji tasarrufu konusunda biliçlendirmeliyiz. Bilgisayarımızın monitorünü kullanmadığımız zaman kapatmak ya da televizyonumuzu bekleme pozisyonunda bırakmaktansa, tamamen kapatmakla işe başlayabiliriz. Hepimizin bu şekilde davrandığını varsayarsak ortaya çıkacak enerji tasarrufunu bir düşünün. İnsanları bu konuda bilinçlendirmek için sıradışı ve yaratıcı tasarımlar kullanılabilir. Pek çoğumuzun BT’nin ve evimizdeki diğer aygıtların ne kadar enerji harcadığı konusunda bir fikri yoktur. Static! adlı proje tam bu noktaya parmak basıyor (www.tii.se/static). Bu projede amaç, insanlarla kullandığımız elektrikli aletler arasında bir nevi etkileşim yaratıp, elektrik tüketimi konusunda daha bilinçli bir toplum yaratmak. Proje kapsamında bir kaç ilginç ürün ortaya çıkmış. Örneğin enerji tüketimi arttıkça daha fazla parlayan bir kablo tasarlanmış. Böylece ne kadar enerji harcadığımız her zaman gözümüzün önünde oluyor ve bu da enerji tasarrufu konusunda farkındalık yaratıyor. Bir diğer ilginç tasarım üzerine sıcak su geldikçe koyu bir renk oluşan banyo fayansları; ya da bunların hepsini dikkate alan ve mutfağa yerleştirebileceğiniz enerji tasarrufunu gösteren dekoratif bir saat (www.tii.se/energydesign).

Devlet politikası yoluyla da işletmeler enerji tasarrufuna yönlendirilebilir. Örneğin, işletme büyüklüğüne göre karbon emisyonları belirlenip, işletmeler arasında emisyon ticaretinin önü açılabilir. Bir işletme tasarruf ettiği kadar miktarı, enerji tasarrufu konusunda başarılı olamayan başka bir işletmeye devredebilir. Bu yolla enerji tasarrufunda bulunmayan işletmelerin enerji maliyetleri artırılarak, bu işletmeler enerji tasarrufuna zorlanabilir. BT ve enerji tasarrufu çerçevesinde kişilere yönelik devlet politikası örnekleri de mevcut. Norveç bu konuda ilginç örnekler sunuyor. Özellikle devlet görevlileri video konferans sistemleri ve skype kullanarak ulaşım maliyetlerinden ve kişi başına düşen CO2 salınımlarından tasarrufa gitmişler. Sağlık sisteminde de buna benzer bir uygulama var. Uzak yerleşim yerlerinden gelen hastalar özel geliştirilmiş bir hasta takip ve video konferans sistemi ile doktorları ile birebir görüşebiliyorlar. Tabiki bunlar için teknolojik altyapı olmazsa olmaz bir unsur.   

Türkiye’nin enerji verimli BT tasarımı ve kullanımında dünya sıralamasının neresinde olduğunu söylemek çok kolay değil çünkü bu konuda büyük ölçüde veri sıkıntısı ve ölçüm problemi var. Manidar olması ve kolay anlaşılabilirliğinden dolayı Green500 listesindeki ülkelerin sıralamasına bakabiliriz. 2005 yılında Dr. Wu-chun Feng’in ortaya attığı bir fikirden esinlenerek hazırlanan bu listede, dünyanın en az enerji tüketen 500 süper bilgisayarı listeleniyor. Liste ilk olarak 2007 yılında hazırlanmış ve her yıl tekrarlanıyor. Aşağıdaki şekilde bu listede 2007 ve 2009 yıllarının herhangi birinde, iki ve daha çok enerji tasarruflu süper bilgisayarı bulunan ülkeleri sıraladım. Bu listede 283 bilgisayarla listebaşı olan Amerika’yı ve bir bilgisayarı bulunan diğer 14 ülkeyi şekle dahil etmedim. Green500 listesinde 2007 yılında 30, 2009 yılında 31 ülke bulunuyor. Türkiye şeklin, olmasını istediğimiz tarafında olmasa bile, en azında listeye 2007 yılında 2 ve 2009 yılında 1 bilgisayarla dahil olmuş. Listedeki ülkelerin çoğu endüstrileşmiş ülke, bu yüzden karşılaştırma yapmak çok anlamlı olmayabilir. Türkiye’nin pozisyonunu Çin, Suudi Arabistan ve Polonya gibi ülkelerle kıyaslayarak, enerji tasarruflu BT tasarımında ve kullanımında önümüzde katetmemiz gereken çok yol olduğunu söyleyebiliriz.     

   

LTE Forum 2012
GÜNÜN DİĞER HABERLERİNDEN
Şirketler en çok onu yasaklıyor