Dijital yatırımın 10 yılı
Onbir yıl önce bu aylarda, ABD ve Batı Dünyası’nda hissedilen bir ekonomik kriz yaşanıyordu. Sadece teknoloji borsası NASDAQ’ı etkilediği için Türkiye’de hissedilmedi. Mart 2000’de başlayan ve 2001’i de kapsayan bu krizde 5 trilyon Dolar kayboldu.
Aynı dönemde Türkiye ise, tamamen kendine özgü ve yerli bir krize gidiyordu ve gitti. Gayrısafi Milli Hasıla % 9.4 düştü. Gayrısafi Yurtiçi Hasıla ise %7.4 düştü. Bilişim sektörünün 2000-2001 dönemi kazanç kaybı % 27’yi buldu. Sadece IT sektöründe bu oran % 35 oldu. Bu dönemde 1.5 milyon kişi, cep telefonu aboneliğini iptal ettirdi.
Amerika’nın krizi oradaki yeni ekonomiyi vurdu. Türkiye’nin yeni ekonomisi henüz olmadığı için, eski ekonomiyi vurdu.
ABD’de NASDAQ Krizini doğuran temel neden buydu zaten: Yeni ekonomi öyle bir temelsiz iyimserlik yaratmıştı ki en zayıf e-şirketlerde bile bir “keramet” aranır hale gelmişti. Halka açık 371 e-şirketin borsa değeri 1.3 trilyon Dolara dayanmıştı. Bu, ABD’deki toplam hisse senedi borsasının % 8’ine karşılık geliyordu. Krizle birlikte çok sayıda yatırımcı ve şirket battı.
NASDAQ’tan dersini alanlar, bir on yıl boyunca “yoğurdu üfleyerek” yediler. Ama 2011’e geldiğimizde sanki NASDAQ’ı yaratan koşullar yeniden ortaya çıkıyormuş gibi bir endişe var.
Bu krizin 10. yıldönümü nedeniyle New York Times’da yayınlanan bir makalede başlık şöyle: “1999’daki yatırımlar gibi.” (1)
“İnternetten, çabucak zengin olalım” diyenlerin yılı 1999. “Teknoloji Balonu”nun şişmeye başlaması... NYT o dönemde 24 şirketin piyasa değerinin 71 milyar Doları bulduğunu hatırlatıyor. Bu şirketler arasında Barnes and Noble, Akamai, Agilent Technologies, Red Hat, Infonet gibi markalar var.
Bugün ise sadece 5 şirketin piyasa değeri 71.3 milyar Doları buluyor. En büyüğü 50 milyarlık Facebook, sonra 4.5 milyarla Twitter, 2 milyarla LinkedIn, 10 milyarla Zynga ve 4.8 milyarla Groupon geliyor. Beşi de halka açık değil hala.
NYT makalesine bakılırsa, 1999 koşulları yok. Ama yine de bu şirketlerin piyasada “algılanan” değeri, ederinden fazla.
Algı konusunda başka bir makale Financial Times’da yayınlandı. (2)Yazar John Gapper’a göre Facebook en sağlam görünen şirket. 2010’da reklam geliri 2 milyar Dolara yakın. Bu yıl beklenti 4 milyar Dolar. Dünyada 500 milyon kullanıcısı var. Sayı artıyor.
Ama yazar, Twitter için o kadar iyimser değil. “Kazancı az, ve para kaybediyor. Şirketin değerini hesaplamak için ya bir abaküs ya da bir dua seccadesi lazım” diyor.
O Twitter ki, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun bile bir milyon takipçisi var. Bu yıl 5 yaşına basan Twitter’da sadece tek bir haftada bir milyar tweet atılıyor. Günde bu sayı ortalama 140 milyonu buldu. Ve bir de rekor kırıldı: 31 Aralık bitip 1 Ocak başladıktan sadece 4 saniye sonra Japonya’da saniyede 6,939 tweet atıldığı saptandı.
Bu rakamlar, nereden bakılırsa bakılsın çok etkileyici. Bu kadar büyük sayılarla tanımlanan Twitter için “durumu sallantılı” demek inandırıcı gelmiyor. Ama algı, böyle bir şey. Terazisi yok.
Bütün bu dijital ortam yatırımları için sağlam iş modeli ve iyi tanımlanmış bir amaç şart. Bu koşullar, küresel olduğu kadar Türkiye için de geçerli.
Türkiye’de e-ticaret sitelerinden 2010’da yerli ve yabancı kredi kartlarıyla 91 milyon işlem yapıldı. 15 milyar 225 milyon TL tutarında e-ticaret işlemi gerçekleştirildi. 2009’dan 2010’a e-ticaret cirosu % 50 arttı. Böylesine büyüyen bir ortamda e-girişimcimizin artması doğal.
Türkiye dışında “dünyalı” ilk Türk e-girişimcimiz Orkut Büyükkökten’di. Google için geliştirdiği sosyalleşme (networking) servisi, 2004’ten itibaren Brezilya’da “olay” oldu. Halen 120 milyon üyesi var, yarısı Brezilya’dan.
Konya Meram Anadolu Lisesi’nden başlayan ve Stanford’dan geçen 30’larındaki Orkut Büyükkökten, sadece dünya için değil, Türkiye için de bir rol modeli.
Artık genç girişimcilerimiz, doğru stratejilerle pekala e-şirketlerini kuruyor ve dünyaya açılıyor. Örneğin, 2001’de işe başlayan gittigidiyor.com’un azınlık hissesini 2007’de eBay aldı.
Türkçe yayınlanan “Infomag” dergisi her yıl en başarılı olanları “Dijital Türkler” başlığı altında tanıtıyor. Dünyaya entegre olmaya 24 Ocak 1980’de karar veren Türkiye, yirmi yıl sonra 2001’deki son krizinden sonra “ev ödevini yaparak” sorunlarının bir kısmını çözdü. Ve dünyaya biraz daha entegre oldu. Artık, bu süreç, çok hesaplanamayan kırılmalar olmadığı takdirde böyle gidecek gibi görünüyor. Dijital yaşam, dünyayı düzleştirirken, Türk e-girişimcileri bundan uzak kalamazdı. Kalmıyorlar zaten...
Kaynaklar:
1- Investing Like it’s 1999. Evelyn M. Rusli & Verne G. Kopytoff, New York Times, March 27, 2011
2- When the networks bubble over. John Gapper, Financial Times, April 1, 2011