18 Mayıs 2012 Cuma
Sitene Ekle

Üniversite-sanayi işbirliğinin yarınını konuşsak

Üniversite-sanayi işbirliğinin dününe bir nokta koyalım; bir de geleceğine bakalım. 
Üniversite-sanayi işbirliğinin yarınını konuşsak

“Ürünlerin nasıl üretildiğini açıklayan bir katalog. Neden olmasın. Hatta her ürün için bir katalog hazırlamak bile mümkün. Sonuçta her ürünün üretim aşamaları farklı değil mi? Üreticilerle birebir konuşup, detaylı bir üretim planı çıkarmalı. Hangi ham maddeler kullanılır? Üretim aşamaları nelerdir? Her üretici farklı bir metod kullanarak üretim yapıyorsa, bunları detaylı olarak anlatan yazılı bir kaynak çok yararlı olmaz mı? Üreticiler birbirlerinden öğrenir. Kim bilir belki bilim adamları üretimi kolaylaştıran ve etkinliğini artıran maddeler ve üretim süreçleri konusunda üreticilere yardımcı olur....” Üniversite-sanayi işbirliğinin başlangıcıdır bu basit ama bir o kadar da yenilikçi düşünceler. Bu düşüncelerin sahibi de Francis Bacon’dur, 17. yüzyıl başları, yer Londra. Bacon’a göre bilimi üreticilerin bakış açısıyla harmanlayan bilim adamları, bilimin gelişmesine daha çok katkıda bulunacaklardır. 

17. yüzyılda ortaya çıkan (üniversite dışı) akademik örgütlenmelerden en önemlilerinden biriydi Royal Society of London. Bilginin kağıda aktarılmasında devrim yaratan yeniliklerin ana merkeziydi. Üretim süreçlerini detaylı olarak kağıda dökmeyi amaçlayan “history of trades” programı Francis Bacon’ın düşüncelerinden etkilenmiştir. Sanayi devriminin ilk tohumları bu programla atılmıştır. İngiltere, sanayi devrimini ve bugünkü durumunu aslında gelecekte yaşayan bu adama borçludur. Francis Bacon 19. yüzyıl zihniyetiyle, 17. yüzyılda yaşayan bir filozoftu. Tabiri caizse gelecekten gelmişti.
 
350 yıl sonra hala üniversite-sanayi işbirliğini konuşuyoruz. Üniversite-sanayi işbirliğinin dününe bir nokta koyalım; bir de geleceğine bakalım. Üniversite-sanayi işbirliğini geliştirecek politikalar üzerinde konuşurken, bu politikaların etkilerinin uzun dönemde görüleceği söylenir hep, yani gelecekte. Durum böyleyken bizim aslında geleceğin üniversitesini ve sanayisini konuşmamız gerekmez mi? Biraz bilgi, biraz literatür, biraz da hayal gücü kullanarak, geleceğin üniversitesi ve sanayisi nasıl olur diye düşündüm ve aklıma gelenleri aşağıya sıraladım.
 
Geleceğin üniversitesini iki ana olgu şekillendirecek: disiplinler arası araştırma ve teknoloji. Uygulamalı araştırmalar arttıkça disiplinler arası çalışmaların önemi daha da artacak. Hatta geleceğin üniversitesinde, uygulamalı araştırma merkezlerinin altında yapılanan bölümler şeklinde bir örgütlenme olacağını düşünüyorum. Geleceğin üniversitesini şekillendirecek bir başka önemli etmen de teknoloji, özellikle bilgi ve iletişim teknolojisi. Bilgi üretim ve aktarım merkezi olan üniversiteler, bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmelere paralel bir şekilde kendilerini yenilemek ve geliştirmek durumundalar. Gelin bu iki ana olguya biraz daha derinlemesine bakalım.
 
Disiplinler arası araştırmayı ön plana çıkaracak etmenleri şu şekilde özetlemek mümkün.
 
·      Ürün ve hizmet gelişimi ve tüketici talebi üreticileri, disiplinler arası araştırmaları destekleyebilecek altyapısı olan üniversitelerle çalışmaya itiyor. Hem öğrenci ilgisini devam ettirmek, hem de sanayi etkileşimini artırmak için, disiplinler arası araştırmanın ön planda olduğu bir örgütlenmeye doğru gitmekteyiz.  
·      Bilim için değil insanlar için araştırma. Epeyce bir zamandır unuttuğumuz insan faktörü tekrar önem kazanmakta. Üniversiteler, insanların ve değişen sanayinin talebine göre program oluşturmak zorunda. 
·      Üniversitenin sosyal faydası: Üniversiteler, herkese açık, insanların sosyalleştiği ve bilgi alışverişinde bulunduğu ortamlara dönüşecek. İnsanlar, burada üniversite bulunmasının faydası ne diye sordukça üniversite, sağladığı sosyal fayda üzerinde düşünmek durumunda kalacak. 
 
Teknolojik gelişmelerin üniversitelerin örgütlenmesi üzerinde daha radikal etkileri olacak: 
 
·      Mekanın önemi yavaş yavaş ortadan kalkacak. Teknoloji, dünyanın önde gelen araştırmacılarının derslerini evinizde dinlemenizi sağlayacak ölçüde gelişti. Açık öğretim tecrübesi üniversiteler için oldukça faydalı olacağa benziyor. Günümüzde bile pek çok kalbur üstü üniversite online dersler tasarlamaya başladı. Bu eğilim artarak devam edecek. Hatta bu eğilimin veri playlaşım (ses ve görüntü) hızının artışıyla doğru orantılı olacağını düşünüyorum.  
·      Kariyer planlamasına uygun uygulamalı dersler. Aslında bu alandaki değişimler, uzmanlaşma, disiplinler arası araştırma ve teknoloji ayaklarının her üçündeki gelişmelerden etkilenmekte. Gelişen teknoloji, çokça tartıştığımız yaşam boyu eğitim olgusuna imkan vermekte. Üniversitelerin ders ve program portföyü, insanların kariyerlerine uygun dersleri, istedikleri zaman istedikleri yerde almalarını sağlayacak şekilde değişecek.    
·      Deneysel yaklaşım. Teknoloji çeşitli deneysel eğitim metodlarına imkan tanımakta. Aslında bu işin biraz eğlence kısmı. Örneğin, eğitimi ve dersleri biraz daha eğlenceli ve interaktif hale getirerek, öğrencilerin derse olan ilgisini kaybetmeden öğrenmelerine yardımcı olan metodlar revaçta. Yine teknoloji sayesinde, öğrencilerin sanal ortamda tekrar yapabilmesini sağlayarak öğrenmeyi pekiştiren uygulamalar kullanılmakta.  
 
Üretim ayağında da yukarıdaki anlattıklarıma benzer parallellikte gelişmeler yaşanmakta. Fazla uzatmadan sanayideki iki ana değişimi özetleyelim. Günümüzde teknolojiler iç içe geçmekte ve üretilen ürün ve hizmetler daha karmaşık bir yapıya bürünmekte. Bu nedenle üretim artan oranda farklı sanayi ve hizmet kollarının işbirliğine gereksinim duymakta. Ürün sofistikasyonu arttıkça sanayi kolları arasındaki işbirliği de artacaktır. İkinci değişim bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler nedeniyle üretimin mekan boyutundan soyutlanması. Bugün pek çok iş herhangi bir yerde herhangi bir zamanda yapılabiliyor. Üretim parçalanıyor ve aynı nitelikteki işlerin, aynı kalitede ama daha ucuza yapılabildiği yerlere kayıyor. Üretimin organizasyonu bazı sektörlerde radikal bir biçimde değişiyor ve değişmeye devam edecek.
 
Dünden başladık, geleceğe gittik, günümüze gelelim. Türkiye’de üniversite sanayi işbirliği dendiğinde akla ilk gelen araçlar teknoparklar, kuluçkalıklar, bilişim vadileri, teşvikler ve sanayi strateji belgeleri. Bu politika araçlarının bazılarının geçmişi 30 yıllıktır. 2050 yılında üniversitenin ve sanayini nasıl örgütlenebileceğini düşünüp, 2030 yılında etkisini görebileceğimiz politika tasarlamamız gerekirken; 30 yıllık araçlarla, günümüzdeki üniversite-sanayi işbirliğini şekillendirip, 2030 yılında katma değer amaçlıyoruz. Sözün özü, gelecekten gelenlere acil ihtiyaç vardır!
LTE Forum 2012
GÜNÜN DİĞER HABERLERİNDEN
Akıllı telefonlarda artık daha fazla uygulama var