Tedarikçileri departmanımızın bir parçası olarak görüyoruz
-
CIO'LAR DİYOR Kİ
-
Haber Merkezi
-
25 Temmuz 2011 Pazartesi
-
- Yazdır
-
PDF
Uluslararası hukuk şirketi Pekin & Pekin'de BT Direktörü görevini yürüten Barış Doğan, kariyerinin üniversite eğitiminden önce başladığını, farklı bir alanda eğitim görmesine rağmen tercihinin BT olduğunu belirtiyor.Ekonomi bilgisinin kendisine kariyeri süresince önemli katkı sağladığını ifade eden Doğan, Finans, Yönetim-Organizasyon, Planlamanın da bunlar arasında yer aldığını kaydediyor.
Üniversitenin ardından hem yazılım, hem de sistem konusunda çalışarak BT'ye çok daha geniş bir açıdan bakabilme yetisi kazandığını söyleyen Doğan; "Daha sonra bir Bilge Adam tecrübem oldu. Burada da sunum ve kişisel iletişim becerilerinde bir gelişme sağladım. Daha sonra farklı firmalarda farklı pozisyonlarda çalıştıktan sonra 2009 yılında Pekin & Pekin firmasından gelen BT Direktörlüğü teklifinden sonra buraya geçiş yaptım. Bu aralar piyasada head hunting bir hayli yaygınlaştı" diyor.
Uluslararası bir hukuk bürosunda CIO olmanın zorlu şartlarının olduğunu belirten Doğan, şu ifadeleri kullanıyor: "Çok büyük bir firmada da çalışsanız avukat sayısı birkaçı geçmez. Pekin & Pekin'de ise yaklaşık 50 tane avukat var. Avukatlarla çalışmak da biraz zor. İnsan ilişkilerinizin çok iyi olması gerekiyor. Çünkü, karşınızdaki insan bir avukat ve o avukat da bizim bir müşterimize karşı sorumlu olan bir kişi. Bu, konunun bir mücadeleci yönünü oluşturuyor. Diğer taraftan müşterilerinizin verileri de bire bir sizin sorumluluğunuz altında bulunuyor. Bu nedenle hukuk şirketinde çalışmak sorumluluğu çok olan bir görev. Bir de Pekin & Pekin uluslararası çalışan bir şirket olduğu için yeri geldiğinde 7 gün 24 saat çalışmak durumunda kalabiliyoruz. İletişimin, sistemlerin, avukatların ve bizim her türlü sorumlu olduğumuz alanın her an her şekilde hizmete hazır olması gerekiyor. Müvekkillerimizin de sürekli değişen beklentileri var. Çoğu uluslararası bu müşterilerin kalite standartlarına yakın çalışıyor olmanız lazım. Çalıştığımız yabancı firmalarla coğrafi konum dolayısıyla saat farkı, kültür farkı var, ama hep sizden standart bir hizmet bekliyor. Diğer firmalardan en önemli farkı biz lokal bir firmayız, ama global bir tecrübemiz var. Coca Cola nasıl bir firmaysa Pekin & Pekin hukuk bürosu da öyle bir firma."
Hukukun, zamanın kısıtlı, beklentilerin ise yüksek olduğu bir alan olduğuna vurgu yapan Doğan, böyle bir ortamda hiç bir beklentiyi atlamadan sorunları çözmenin gerektiğini ifade ediyor. "Burada, her hangi bir şekilde işlerin yürümemesi, e-postanın çalışmaması, Blackberry'nin iptal olması faturaların kesilmemesi gibi bir durum söz konusu olamaz " diyen Doğan, durumun böyle olması dolayısıyla BT departmanının tabi olduğu zinciri çok yakından takip etmesi gerektiğini kaydediyor. En önemli sıkıntının tedarikçiden başlayıp, mahkemeye kadar giden süreçleri pürüzsüz bir biçimde kontrol edebilme noktasında belirdiğini söyleyen Doğan, "Hukuk bürosu olmanız tedarikçilerle ilişkilerinizi etkiliyor mu" şeklindeki sorumuza: "Bizden korkuyorlar. Benim buraya getirdiğim çalışma yönteminden sonra bizim, amatör biçimde çalıştığımız bir tedarikçimiz yok. Biz, nasıl bir firmaysak tedarikçilerimiz de bize benzeyen firmalar. Ben, tedarikçilerimizi BT departmanımızın bir parçası olarak görüyorum" cevabını veriyor.
Tedarikçileri bir iş ortağı gibi gördüklerini belirten Doğan, bu nedenle iş kalitelerinin eşit olduğu görüşünü ifade ediyor. Tedarikçilerden, kendileri gibi hareket etmelerini ve aynı duyarlılığa sahip olmalarını beklediklerini vurgulayan Doğan, CIO'nun görevini bilgiyi değere dönüştürmek ve teknolojik yenilikleri mevcut süreçlere uygulamak şeklinde tanımlıyor. Barış Doğan, CIO'nun görevine ilişkin değerlendirmesini şu şekilde yapıyor: "İş stratejinizi BT ile uyumlu kılmak birincil hedefi oluşturuyor. Aslına bakarsanız ben BT departmanını da müşteriye hizmet olarak görüyorum. Dolayısıyla, bizim içeriye vereceğimiz hizmetin kalitesiyle, dışarıya vereceğimiz hizmetin kalitesi eşittir. Dolayısıyla, kendimize nasıl eleman seçiyorsak tedarikçi seçerken de aynı kriterleri kullanıyoruz. Yani biz, sadece fiyatı ucuz, ve ya bize yakın, ya da tanıyoruz diye bir tedarikçi ile çalışmadık."
Pekin & Pekin Hukuk Bürosu'nun, 40 yıl önce Ahmet Pekin tarafından kuruluğunu, müşterilerin yüzde 90'ının kurumsal, uluslararası firmalar olduğunu anlatan Doğan, müşterileri dolayısıyla uluslararası çalışmak durumunda olduklarının altını çiziyor. Küresel kriz olduğu dönemde BT bütçesinde kısıntı yapmak yerine gerekli görülen yerlerde yatırım yaptıklarını ifade eden Doğan, bu yatırımların şirkete, diğer firmalara göre daha rekabetçi olmasını sağlayan özellikler getirdiğini belirtiyor.
BT departmanının şirket içerisinde Ar-Ge yapmak görevine sahip olduğuna inandığını söyleyen Doğan; "Ar-Ge, illa yeni bir şey icat etmek değil. Buna karşılık içeride yapılan bir şeyin daha iyi yapılmasını sağlama gibi bir göreviniz var. Eğitimlere ve seminerlere katılmak da o Ar-Ge'nin bir parçasını oluşturuyor" diyor.
Yatırım yaparken projeyi bütçe dahilinde tamamlamaya gayret ettiklerini ifade eden Doğan, sonuç itibariyle bilgiden bir değer yaratılması gerektiğini ve bunun da bir de maliyet(bütçe) ayağı bulunduğunu hatırlatıyor. Geleceği gören ve kullanıcı dostu bir sistem yaratabilmenin temel hedefleri olduğunu açıklayan Doğan, geleceğe ilişkin görüşlerini ise şu şekilde kayda geçiriyor: "Mobil teknolojilerde çok büyük bir ivme var. Bunun daha da artacağını öngörüyorum. Bu sayede yakın bir gelecekte ofis kavramı, bağımlı olunan bir lokasyon olmaktan çıkacak. Aslına bakılacak olursa günümüzde teknoloji bunu sağlıyor. Ancak, sanıyorum birazcık da mentalitenin değişmesi lazım. Yani, bunu üst yönetimlerin biraz kabul ediyor olmaları lazım. Ben, şu an itibariyle yaptığım işlerin yüzde 95'ini BlackBerry ile yapabiliyorum. Dolayısıyla burada bulunmama gerek yok. Dolayısıyla "e-ofis" kavramına pek uzak sayılmayız. Uygulamaya geçmesi için bunu, başta üst yönetimin kabul etmesi gerekiyor. E-otomasyon sistemlerinin gelecekte ön plana çıkacağına inanıyorum. Avrupa'da birçok şirketin bu teknolojiye yatırım yapıyor."
Felsefe olarak Kaizen'e (sürekli gelişim) inandığını belirten Doğan, teknoloji ekseninde sürekli kendisini geliştirmeye çalıştığını ifade ediyor. Yazılım, sistem, organizasyon alanlarında çok hızlı bir gelişimin söz konusu olduğunu dile getiren Doğan, sözlerini; "Sanki ben otursam ve bir süre başka bir şey yapsam sanki tedavülden kalkacakmışım gibi hissediyorum. Diğer yandan CIO'luğun en büyük dezavantajı, pozisyon olarak ne kadar yükselirseniz yükselin size gelip de şu soruyu sorabiliyorlar: "hangi laptop'u alsam?" Bundan kurtulma şansınız yok" şeklinde tamamlıyor.