18 Mayıs 2012 Cuma
Sitene Ekle

AKUT'u bir şirket gibi düşünüyoruz

AKUT Bilgi İşlem Birim Sorumlusu Köksal Akbaba, kendisinden sonra gelecek olan kişinin herhangi bir kritik durumla karşılaşmadan altyapıyı yönetebilmesi için uzun vadeli planlamalar gerçekleştirdiklerini ifade ediyor.
Powered By HP

AKUT'ta görev almasının yapılan bir şakayla başladığını ifade eden AKUT Bilgi İşlem Birim Sorumlusu Köksal Akbaba, bu ilginç olayı şöyle anlatıyor: "Benden önceki arkadaşım, özel hayatı sebebiyle AKUT'tan ayrılma isteğinde olduğunu bana iletti ve benden bu görevi üstlenmemi istedi. Ben de şakayla karışık olur dedim. Daha sonra, ilerleyen günlerde bana, 'Bir gün akşam derneğe gel sana çay ısmarlayacağım' dedi. Derneğe geldiğimde tüm yönetim kurulu burada oturuyordu. Bir anda öyle bir ortamın içinde kalınca, 'yaparım' dedim. O gün bugündür AKUT'un Bilgi İşlem Sorumlusu olarak görev yapıyorum. AKUT'a katılmadan önce de çok yoğun bir biçimde çalıştığını anlatan Akbaba, işinin, yatırım firmalarının güvenliğini sağlamak olduğunu ifade ediyor.

Herkesin, hızlı tempoda bir hayatının olduğunu söyleyen Akbaba, birisinin, gönüllülük temelindeki sorumlulukları üstlenmesi gerektiğini belirtiyor. Gönüllülüğün söz konusu olduğu projelerde istenilen verimin sağlanamadığını özellikle belirten Akbaba, şu ifadeleri kullanıyor: "ülkemizde birçok insan, gönüllülük esas olduğunda, bir hafta boyunca inanılmaz derecede çalışıyor. Ama, ikinci hafta baktığınızda aynı arkadaşı bulamayabiliyorsunuz. Bizim, en fazla sıkıntısını yaşadığımız durumlardan biri kalifiye diyebileceğimiz elemanı bulmada ortaya çıkıyor. Özellikle, bilgi işlem tarafında baktığınızda 'yapacağım', 'olacak' gibi sözcükler çok sıklıkla sarf ediliyor. Ancak, bir süre sonra insanları tanıdığınız için kendinizi geri planda tutuyorsunuz."

Kendisinden beklentinin derneği teknoloji olarak ileriye götürmek olduğunu ifade eden Akbaba, hızlı işleyen bir iletişim altyapısının en güncel beklenti olduğunu belirtiyor. Bir beklentiyi yerine getirirken dernekte neler yapılabileceğinin projelendirildiğini anlatan Akbaba, AKUT'u bir şirket gibi düşündüklerinin altını çiziyor. Her talebe cevap verebilmek için bunu destekleyen sistemlerin olması gerektiğini belirten Akbaba, bunun ise kamuoyundan sağlanan bağışlar nisbetinde gerçekleşebildiğini söylüyor. Diğer bölgelerdeki ekiplerin sahip oldukları donanımların bilinememesinin kendileri için büyük bir sorunu teşkil ettiğini ifade eden Akbaba, üzerinde çalışılan CRM yazılımıyla tek tuşa basarak hangi şubede neyin olduğunun tek bir ekran üzerinden görülebileceğini belirtiyor.

Projelendirilecek konuları, öncelikle kağıt üzerinde taslak haline getirdiklerini ifade eden Akbaba, projelendirmeyi yaparken kendisinden sonra gelecek olan kişinin de herhangi bir zorluk yaşamadan sistemi yönetebilmesini istediğini ve bu nedenle uzun vadeli planlamalar gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Her üyenin ileteceği sorunun kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Akbaba, gelen en son taleplerden birinin şubelerin kendileriyle ilgili bilgileri kendi başlarına sisteme kayıt edebilmeleriyle ilgili olduğunu söylüyor. Web sitesinin buna göre tasarlandığını anlatan Akbaba, böylelikle, diğer bölgelerdeki ekiplerle ortak bir çatıda buluşabileceklerini belirtiyor. 

Yeni teknolojilerin, gerektiği gibi araştırılmadığı görüşünü dile getiren Akbaba, bunların, ancak başkaları tarafından kullanıldıktan sonra varlıklarının ortaya çıktığını söylüyor. Akbaba, şu değerlendirmeyi yapıyor: "Bana soracak olursanız en iyi yönetici, oturan yöneticidir. Çünkü, sistemi öyle bir kurmuştur ki çıkan sorunları bile tek tuşla çözüyordur. Kimi sistem yöneticileri, sistemini kurduktan sonra ortaya çıkabilen durumlara karışmıyor. Halbuki, bir sistem kuruluyorsa o sistemin B planının ve C planının da hazır olması gerekiyor. Bir ürün alırken onun 2 sene sonra da kullanılabileceğini hesaplamak gerekiyor. Bu, hem zaman hem de para kaybına neden oluyor. Türkiye'de teknolojiyle haşır neşir olan, araştırmacı yapıda fazla kişi yok. Araştırmacı olanlar da zaten belirli noktalara kendileri geliyor."

26 şubede operasyonel manada görev yapabilecek 200'ün üzerinde gönüllü üyelerinin olduğunu açıklayan Akbaba, derneğe katılmak isteyen adayları bire bir mülakata aldıklarını,  kabul edilen adayların hal ve tavırlarının ise 1 sene boyunca takip edildiğini vurguluyor. Ancak, bu süreçten sonra üyelerin AKUT'a tam anlamıyla kabul edildiğini belirten Akbaba, sözlerini şöyle sürdürüyor: "AKUT, katı kurallarına rağmen çok eğlenceli bir organizasyon. Birçok insan benim AKUT'ta gönüllü çalıştığımı bilmez. Ancak, herhangi bir kurtarma söz konusu olduğunda bizim burada görev yaptığımız öğrenilir. Hiçbir üyemiz, 'ben AKUT'cuyum' diyerek adını öne çıkartmaz. AKUT kimliğini ikinci plana atar. Normal hayatını yaşar. Operasyonel ekip gerektiğinde en ön safta yer alıp, gereken vazifeyi yerine getirir."

AKUT'ta, ilk yardım dışında dalış ve enkaz kurtarma gibi önemli eğitimlerin de verildiğini anlatan Akbaba, bu nedenle, benzer eğitimleri alan kişilerin kendilerini bu amaca adamaları gerektiğini ifade ediyor. Akbaba, AKUT'un katı kurallarla örülü prosedürünü şu şekilde anlatıyor: "Kimi zaman derneğimize 'ben, dağa çıkıp insan kurtarmak istiyorum' şeklinde beyanlarla gelenler olabiliyor. Oysa, bu tür görevlerde yer alabilmek için belirli kriterlere uygun olmaları gerekiyor. AKUT, özveri göstermeden ve gerekli eğitimleri almadan hiç kimseyi bu gibi görevlere göndermiyor. Bu konularda bilgi ve deneyim sahibi olmayan kişileri o bölgelere göndermek, hem sizin, hem de kurtarılacak kişinin hayatını riske atmakla eşdeğer bir durum yaratıyor. O yüzden bizim AKUT olarak çok disiplinli çalışan ekiplerimiz var. Bir kişinin öncesinden bir dalgıçlık eğitimi varsa ve kriterlerimize uyuyorsa su altı arama ve kurtarma ekibine katılabilir."

Şu an için dernek içindeki en büyük eksikliğin doktorlar ve inşaat mühendisleri olduğunu anlatan Akbaba, üyelerin ilkyardım bildiklerini ancak bunun bir doktorun yapacağı müdahale ile bir olamayacağını söylüyor. AKUT'ta doğru yöntemi gösterecek herkesin kendileri için lider olduğunu ifade eden Akbaba, uluslararası kurtarma ekibi INSARAG'a Türkiye'den kabul edilen tek yardım ekibi olmalarında, bugüne kadar sergilenen titiz çalışmaların rolünün olduğunu belirtiyor.

Bilim-kurgu filmi "Star Wars"u beğenerek izlediğini ifade eden Akbaba, bazı film sahnelerinde yer alan hologram ile haberleşmenin 5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde kullanılabileceğini öngörüyor. Günlük hayatta kullanılan birçok araç-gerecin "akıllı donanımlar" haline geleceğini söyleyen Akbaba, ülkeler arasındaki dolaşım (roaming) uygulamasının küresel tek hat ile sona ereceğini belirtiyor.

Kendileri için yapılacak her bağışın ayrı bir önem arz ettiğini ifade eden Akbaba, şirketlerin kullanmadıkları donanımları alabileceklerini sözlerine ekliyor.

LTE Forum 2012
GÜNÜN DİĞER HABERLERİNDEN
Mac'ler için virüs tehditi gittikçe artıyor