18 Mayıs 2012 Cuma
Sitene Ekle

E-içerik interaktif eğitim dönemini başlatıyor

 E-içerik FATİH Projesi’nin en kilit noktası olarak görünüyor. Çünkü FATİH Projesi kapsamında öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarlar üzerinden erişilecek e-içerikler, sadece müfredat programının dijital ortama aktarılmasından ibaret olarak düşünülmemeli. Eğitim ve öğretime faydalı olabilecek müfredat dışındaki içerikler ve öğrencilerin oluşturduğu içerikler de e-içerik içinde yaşam alanı bulacak. Bu sayede FATİH Projesi tüm Türkiye’deki öğrenciler ve öğretmenler arasında interaktif eğitim anlayışının başlamasına ön ayak olacak. Türkiye’nin yeni başlayacağı interaktif eğitimin uluslararası boyutlara taşınması ise eğitim ve öğretimin niteliğini daha ileriye taşımak ve bilime katkı yapmak adına düşünülmesi gereken bir proje niteliğinde.  
E-içerik interaktif eğitim dönemini başlatıyor

Müfredatın dijital ortama aktarılmasından çok daha fazla şey ifade eden e-içerik konusu FATİH Projesi’nin en kilit noktası olarak görünüyor. Çünkü müfredat dijital ortama aktarılırken akıllanacak, dillenecek ve hatta duymayı öğrenecek. Yani e-içerikler bir bakıma kitaplardaki tek boyutlu halinden gerçek yaşamın üç boyutlu haline bürünecek. Peki e-içeriklerin bu devrimsel dönüşümü nasıl gerçekleşecek? Bu dönüşüm hikayesi öncelikle e-içeriklerin oluşturulma süreci, kapsamı ve eğitim hayatına getireceği interaktivite kavramıyla anlamak ve değerlendirmek anlamlı olacak.

E-içeriklerin olmazsa olmazları

Elektronik içeriklerin oluşturulma süreci alt yapı sağlama ve ders içeriği oluşturmak olarak ikiye ayırmak gerekiyor. Öncelikle altyapı yönünü ele aldığımızda, e-içeriklerin ve e-kitapların ses, video gibi farklı medyalarla oynatılabiliyor olması gerekiyor. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş’a göre elektronik içeriğin alt yapısının öncelikle farklı medyalar tarafından desteklenmiş ve farklı formatlarla çalışabilmesi için HTML5 gibi formatlarla uyumlu geliştirilmiş olma gibi özellikleri barındırıyor olması gerekiyor.

E-içeriklerin sınıflarda kullanılan tüm teknolojik ekipmanlarla uyumlu olması da diğer bir önemli hususu oluşturuyor. Selen Kocabaş bu konunun öneminden şu şekilde bahsediyor: 

“Farklı içerik sağlayıcıları tarafından sunulan e-içerikler hem akıllı tahtalarla hem de tablet cihazlarla uyumlu olması gerekiyor. Projede farklı içerik sağlayıcılardan içeriklerin alınarak herhangi bir işleme tabi tutulmadan kullandırılması projenin etkinliğini olumsuz etkileyebilir. Bu içeriklerin bahsi geçen cihazlarla da uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.”

Müfredata uygun olarak hazırlanan içeriklere kolay bir şekilde erişim sağlanmasının önemini vurgulayan Selen Kocabaş, öğrencilerin başarı durumuna göre içeriklerin önerilebilir bir yapıda olması gerektiği söyledi.

Turkcell'in öğretim hayatı için hazırladığı projesi olan www.okul.com.tr ise FATİH Projesi için esin kaynağı olacak birçok özelliği barındırıyor. Projede fiber-mobil internet altyapısı, 3G destekli akıllı tablet cihazlar, tabletler üzerinden sınıf içerisinde öğretmen ve öğrencilerin etkileşime girecekleri uygulamalar, okul müfredatına uygun bir şekilde yine okulun öğretmenleri tarafından hazırlanmış  materyalleri barındıran  platform ile e-içerik tek bir çatı altında öğrencilere sunuluyor.

E-içeriklerin diğer ayağı olan ders içerikleri ise MEB kontrolünde bir oluşturma süreci geçiriyor.  Millî Eğitim Bakanlığı Eğitek Genel Müdür Yardımcısı Tunay Alkan bu süreci şu şekilde anlatıyor:

“Proje baslangıcında ülkemizde özel yada kamu ayrımı yapılmaksızın konu ile ilgili tüm uygun içerikler degerlendirilmek için hareke geçilmiştir.  Firmalardan hibe alarak ve/veya satın alarak, öğretmenlerin oluşturacağı içerikler, Genel Müdürlügümüzün ilgili birimlerinin hazırladığı içerikler ve Bakanlığımız ilgili birimlerinde bulunan içerikler değerlendirilecektir. Proje surecinde oluşturulacak Eğitim Bilişim Ağı bu içeriklerin yönetilmesi ve moderatörlük sistemi ile öğretmenlerin ürettiği içerikleri de sisteme kazandıracaktır. Tabii ki tüm bu içerikler Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının kontrolüne tabii olarak kullanıma sunulacaktır.”

İçeriklerin ayrıca farklı alanlardan uzman eğitmenler, görsel tasarımcılar, psikologlar, sosyologlar ve pedagogları içeren grup tarafından üretilmesi de içerikler için oluşturulması gereken çok boyutlu yapıyı sağlayacak. 

Öğrenciler öğretmenlerden rol çalacak

Tunay Alkan e-içeriğin kapsamının müfredatla sınırlı kalmayacağını, eğitim-öğretim için faydalı olabilecek her türlü içeriğin ilgili kriterlere uygunsa içerik havuzunda bulunabileceğinden bahsediyor. Öğrencilerin de içeriklere “öğrenci içeriği etiketiyle” katkıda bulabilmesi ise olayın sadece müfredatın sınırlarını aşmakla değil, öğrenci ve öğretmen rollerindeki keskin sınırların da kalkması anlamına geliyor. Bu durum da öğrenci ve öğretmen rollerinde ufak değişiklikler yaşanmasına neden olacak. Bu ufak değişiklikler ise eğitim sürecinde öğrencinin edilgen bir alıcı olmasını engelleyecek ve öğrenci dersi bizzat yöneten moderatörlerden biri olmasını sağlayacak.

E-içerikler ile interaktif eğitim dönemi başlıyor

E-içeriklerin sadece aynı okul içindeki öğretmen ve öğrencilerle değil, tüm Türkiye’deki eğitim camiasıyla paylaşılabilir olması interaktif yani etkileşimli eğitim kavramındaki boyut sayısını artıracak. Daha önce öğretmeninden bir matematik problemini en fazla iki yolla çözmeyi öğrenen öğrenci, belki de çok daha fazla çözüm yolu görme fırsatı edinecek. Tunay Alkan’ın 28. Bilişim Kurultayı’nda yaptığı konuşmadaki “Dijital öğretmen ya da robot öğrenci peşinde değiliz” sözü de işte tam da bu noktada anlam kazanıyor. Eğitimde dijital teknoloji kullanımında öğrenciyi robotlaşmaktan, öğretmeni de dijitalleştirip ruhsuzlaştırmaktan kurtaran en önemli etkenlerden biri eğitimin interaktif özelliğe sahip olması olacak.

LTE Forum 2012
GÜNÜN DİĞER HABERLERİNDEN
Akıllı telefonlarda artık daha fazla uygulama var